grupsöcfk
Hiç ölmeyi diledin mi?
Ruhunun derinliklerinden gelenToprağın çağrısını duyduğunda
Hiç boyun eğmeyi istedin mi?
Aydınlık sabahları bırakıp
Nemli odalarıma konuk edilmeyi bekledin mi?
Karanlık ve küf kokusu içinde çürümeyi?
Hiç ölmeyi diledin mi?
Kendini terk edilmiş bir harabe gibi hissettiğinde
Senin için açılmış kollarıma atılmayı
Herşeyden çok istedin mi?
Seni yalnızlığa itenlerin gidişlerini izlerken
Arkanda bir mezar taşından başka
Hiçbir şey bırakmama fikrini sevdin mi?
Karanlık dehlizlerde gezinmeyi
Kara toprağın ötesini
Saflıktan olgunluğa geçişte yaşanılan zorluklar zaman zaman o kadar yorar ki kişiyi. Dayanamayacağını düşünür. Fakat gün gelir güzel birşey hayatını değiştirir. Herşeyi toz pembe görmeye başlar, mutluluktan ayakların yere basmaz. Gün gelir, o bütün güzelliklere bir leke sürünür. Ömrünün sonuna dek taşıyacağın, her hatırladığında kalbini delip geçen, nefes almanı zorlaştıran. Bir güzellik kaybedilince, yerine neyi koyarsan koy, eski mutluluğa asla kavuşamamaktır seni kahreden. Bunları yaşamanın zorluğunu hayatı düşünen, sorgulayan, acı çeken bireyler bilir sadece.
Ölüm..Bu kadar anlamlı, bu kadar arzu edilebilen birşey olduğunu düşünebileceğimi hiçbir zaman tahmin edemezdim. Fakat ölüm çoğu zaman tek kurtuluş olarak geliyor. Acılara son verip asli yuvamızda huzurumuzla başbaşa kalmak. Bize dayatılanlar ölümü arzulamamıza engel bir duvar gibi karşımıza çıkıyor. Yıkmayı düşünmek, hayatımızda verebileceğimiz en zor karar..
Bu kararı vermenin sıkıntısıyla geçiyor günler. Sabrımın sonlarını yaşıyorum. Tanrı’ya yalvarıyorum güç vermesi için. İsyan ettiğim Tanrı’ya yalvarıyorum. Bunları yaşattığını düşündüğüm Tanrı’ya. Bir gün öleceğim, sıkıntılarımın, kalbimde yer eden acıların sonuna dayanacağı günler yarın gibi. Konuşamıyorum, gülemiyorum ama umutluyum. Sevdiklerimle sonsuzluk çok uzak değil.
Devamlı ölümü düşünerek geçen zaman… Tüm benliğimle ölümü istemek… Bunu düşünebileceğimi dahi tahmin edemezken tüm arzumla ölümü beklemek… O günler mutluydum.. Ama artık karanlık gecelerde düşündüğüm ölüm yüzümde tebessüm bırakıyor.
Tanrı’ya ilk kez isyan ettim. Ardından utanarakta olsa ruhumun bu dünyadan ayrılmasını sonsuza dek ışığın içinde kaybolmak istediğimi söyledim. Tanrı neden beni dinlemiyor ? Yaşamımın zamanı dolmadı mı ?
Ben artık neyin savaşını veriyorum, neyi öğreniyorum bu hayattan? Tekamülüm için hiçbir fayda sağlamadan diğer diyara, asli yuvamıza kavuşmak istemem neden suç? Ruhumuzun bu beden içinde sıkışıp boğularak geçen her zaman ölümü daha çok arzulamamın neresi yanlış?
Mutlu olmak ve mutlu etmek için artık yokum. Kimseyi mutlu edemezken, mutlu olmayı beklemek…
![y1pTklY_8YSwTRoXGQn0EgD1wOLfesbzMheVOWOTj8Q75-4y6dkKnvXDi3uPdXvJ69LDlFkbDUH8jqO2om2l1v6hnnfmBiQUGv0[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/14594/500/r_twkm9k8s094gu71q3sv0.jpg)






























![ost89411162828248pk3[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/14594/500/r_yk6yyscgg0o7gi8604ud.jpg)























![Its Not Over-Secondhand Serenade [with lyrics]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/14594/75/default_v3qd6btvv0tfs6fs2lcb.jpg)
